Rize Mandalinası

RİZE – Mandarina, mandarin, mandalin, mandalina “citrus reticulata” veya “citrus unshiu marcovitch” yada Tangerine adı ne olursa olsun, kalıbına göre fazla ön plana çıkmayan ve görünüşüne göre ise pek fazla önemsenmeyen, portakaldan daha küçük, toparlak veya yassı, sarı-turuncu renkli, suyu tatlı ve hoş kokulu ince kabuklu C vitamini deposu, bazı kaynaklarda mucize meyveler arasına sokulan bir narenciye türüdür.

Rize ile bağlantısı, Çin’den başlayan yaşamöyküsüyle bağdaştırılır. Ama asıl dünyaya yayılması ve tanınması Japon kültüründeki yeri ile gelişmiştir, Rize ile de ününe kavuşmuştur. Rize ile tanışması ise 1900’lere dayanıyor. Ancak ne şekilde, hangi düşünce ve hedeflerle Rize’ye kadar uzanmıştır bu mayhoş tatlı meyvenin hikayesi kesin olarak bilinmemekte veya belgelenememektedir. Düşünsel hikayelerle boyutlandınsa da Rize’deki iklimsel yapının, Uzak Doğu’nun bu efsunlu ülkelerindeki doğal ve iklimsel yapı ile örtüştüğü bir çok üründe kendini göstermiştir. Mandalinanın yanında çay ve kendir bu ürünlerden sadece ikisidir.

Ülkemizde yaklaşık 20’ye yakın çeşidi bulunan mandalinanın en ünlü çeşidi ise hiç kuşkusuz “Rize mandalinası” olarak anılan “satsuma” cinsi olanıdır. Rize’ye getirildikten sonra tüm ülkeye ve özellikle de Akdeniz ve Ege bölgelerinde yaygınlaşan satsuma türü mandalina, aynı zamanda Türkiye’de en çok yetiştirilen ve dışarıya ihraç edilen mandalina türüdür. Ancak, genellikle Rize’den göç eden insanların gayretleriyle ulaştırıldığı bölgelerde Rize’den daha fazla yetiştirilmeye ve ekonomik değer kazandırılmaya başlandığı ve o bölgelerin iklimsel ve doğal özellikleriyle yetiştirildiği için üretildiği bölgelerin adıyla da anılır olmuş Rize mandalinası. Gümüldür, Mersin ve Bodrum mandalinası gibi…

Dünya üzerinde eşi çok az bulunan, ince kabuklu, tatlı, çekirdeksiz ve yerli türlere oranla oldukça kaliteli bir meyve olan Rize mandalinasının diğer bir üstünlüğü ise erken dönemde meyve vermesi ve olgunlaşmasıdır. Çok soğuğa ve yüksek sıcaklıklara dayanıklı, ince kabuklu, kolay soyulan, etli ve bol sulu, hoş aroması olması ise diğer özellikleri arasında yer alır. Ayrıca bu özelliklerin sadece Rize’de yetişen türlerde olduğunu da belirtmek gerekir. Rize’nin toprağından çıkan siyasetçilerin zaman zaman bozulduğu gibi olmasa da bu tür ürünlerde de özellik açısından bozulmalar olabiliyor.

Yaz kış yeşil olan Rize mandalinası ağaçlan, genelde bir arada bulunan kümeler halinde yerleştirilmiştir bahçelere. Koyu yeşil bedenine yapışık aynı koyuluktaki sivri uçlu, ince uzun ya da oval şeklindeki yapraklarının arasından kendine ışık bulan beyaz ve hoş kokulu çiçekleri ile ayrı bir ferahlık saçar etrafına.

Rize’ye getirildiği yıllarda Rizelilerin pek aşina olmadığı, hatta süs bitkisi olarak da bakılan

Satsuma mandalinalar yöre insanının tez canlılığına yakışır bir şekilde erkenden olgunlaşıp meyve vermeye başlayınca kendine özgü bahçeler oluşturulmaya başlanmış, ilk sıralar teker teker bahçelere dikilen mandalina ağaçlarının yaygınlaşması ile Rize kültüründe de yerini almış, atma türkülere kaynak oluşturmuştur. Özellikle kurtuluş savaşı yıllarına denk gelen Rize mandalinasının yöreye gelişi, daha sonraları bölgede diğer narenciye çeşitleri olan portakal, limon ve greyfurt gibi ürünlere de zemin hazırlamış. Ancak bu ürünlerin yetiştirilmesi mandalina kadar yaygın boyutlara ulaşmamış. Cumhuriyetin kuruluşunun ardından özellikle de sahil kesimlerinde oluşturulan mandalina bahçeleri, yöre insanının bütçesine ekonomik katkılar da sağlamaya başlamış. Çay tarımının bölgede yaygınlaşması ile mandalina yetiştiriciliği geri planda kalınca üretimi yıldan yıla düşmüş.

Sahil kesimindeki İyidere, Derepazarı, Merkez, Çayeli, Pazar Ardeşen ve Fındıklı’da oluşturulan bahçeler yetiştirilen mandalinalar günümüzde çoğunlukla ailelerin kendi gereksinimleriyle sınırlı kalmış. Üretimde önemli ticari yüklenimler olmadığı için kaç ailenin veya üreticinin genel anlamda üretim yaptığına dair kesin veriler bulunmamaktadır. Örneğin, 1963 yılındaki verilere göre bu bölgelerde toplam 4 bin 210 dönümlük bir arazide 223 bin ağaçta 67 milyon 801 bin meyve elde edildiği bilgisine ulaşıyoruz. Yine aynı verilere göre ise aynı yıl bin tonluk bir ihracat gerçekleştiriliyor, elde edilen gelir ise 24 milyon 164 bin lira. Diğer bir veri kaynağına göre ise 1970 yılındaki mandalina üretimi bin 492 ton. Bu rakam ise ülke genelindeki üretimin ancak yüzde 1 ‘ini karşılıyor. Oysa bu gün, ülke genelindeki 2.3 milyon tonluk narenciye üretimindeki yerinden dahi söz edilemiyor.

Cumhuriyet döneminde üretiminin yaygınlaştırılması amacıyla çalışmalar başlatılan ve bir anlamda ‘cumhuriyet ürünü’ olarak değerlendirilen çayın Rize ve civarındaki önemli ekonomik katkısı, çay yetiştirilen alanlardaki sebze ve meyveciliğin azalması gibi mandalina yetiştiriciliğini de geri plana itmiş. Toprağın yanlış kullanımının da etkisi ile bu gerileme, özellikle de son yıllarda çayın artık ailelerin geçimini sağlamaya

 

Rize ‘ye mandalina, gel salina salina… Kurban olayim yavrim o selvi boylaruna.

 

yetmemesi ile başlayan alternatif ürün arayışlarıyla biraz olsun durdurulmuş. Yapılan çalışmalarla mandalina üretimindeki artış özellikle de 1990’lı yılların sonu ile 2000’li yıllarda rekolte beklentilerine de yansımış. Eldeki Rize Ziraat Odası verilerine göre 2002 yılında 3 bin tona yakın bir mandalina üretimi gerçekleştirilirken, 2007 yılı rekolte beklentilerinin ise 4 bin tona yaklaştığı kaydediliyor. Bölgede-hasat işlemine başlanan mandalinanın kilosu kalitesine göre tarlada 25 ile 75 YKR’den alıcı bulurken, piyasada ise 50 YKR ile 2 YTL arasında satılıyor.

Mandalinanın ekonomik getirilerinin yanında sadece ülkemizde değil, başta Japonya olmak üzere Çin, ABD ve diğer üretici ülkelerde de sağlık alanındaki etkileri de üretilmesindeki önemli etkenler arasında yer alıyor. Özellikle de Satsuma cinsi mandalina üzerindeki araştırmalar, C vitamini deposu olarak değerlendirilmesinin yanında meyvelerinde bulundurduğu şeker ve organik asitler üzerinde de yoğunlaştırılmış. Araştırmalarda kanı .temizlediği, sinirleri yatıştırdığı, damar sertliği ile felce iyi geldiği ve grip tedavisinde de yararlı olduğu kaydediliyor. Besin değerinin yanında vücudun direncini arttırması, içerdiği yüksek orandaki potasyum nedeniyle yüksek tansiyonu düşürmeye yardımcı olduğu, kötü kolesterol düzeyini düşürdüğü, kılcal damarlardaki kan dolaşımını hızlandırdığı, damar hastalıklarına karşı vücudu koruduğu ve bunlarla bağlantılı olarak kalp hastalıklarına karşı şaşırtıcı bir ilaç olma özelliği taşıdığı da araştırma sonuçlan arasında yer alıyor. Doğal olarak da sağlığa karşı bu etkilerinden yararlanılması için öncelikle yenmesi ama taze olarak istenildiği kadar tüketilmesi gerekiyor.

Mandalinanın sağlıklı yaşam için etkileri bunlarla da kalmıyor elbette. Örneğin, içerdiği antioksidan maddelerle bedenin kansere yakalanma rizikosunu azaltıyor. Japonya’da yapılan iki farklı araştırmaya göre; mandalina yiyenlerin kansere yakalanma riski azalıyor. Mikkabi kasabasında düzenli olarak turunçgillerle beslenen bin 73 kişi üzerinde yapılan testlerde ortaya çıkan sonuçlara göre; mandalinada bulunan ve ona turuncu rengini veren ‘karoten’ maddesi, insanlarda karaciğer hastalıkları, damar sertliği ve şeker hastalığı riskini azaltıyor. Kyoto Üniversitesi’nde yapılan diğer araştırmada ise mandalina suyu içen hepatit hastalarının, karaciğer kanserine yakalanmadıkları tespit edildi.

Kabuğundan esans da çıkartılan satsuma cinsi Rize mandalinasının en önemli özelliği ise bol sulu ve çekirdeksiz olması.